Devr-i Alem

GENEL

2021 yılının ilk yazısını besmele çekip yazayım dedim. Maazallah zaten bir yılımız çöp olmuş. Bir yaşımız boş geçmiş. Yıldan sayamamışız. Ama bize çok şeyler öğretmiş. Ilk ayın da son çeyreğindeyken yazmak farz oldu dedim. Babamdan beri yazmadım. Okuyanım var mı bilmem. Varsa bi dinlesin, kulak kesilsin. Okumakla da kalmasın yorum yapsın, dua etsin.
Insanoğlu konar göçer, bunu hayat istesen de istemesen de alnına yazmış. Kimilerimiz doğar, büyür, öğrenir ve ölür. Bazen de büyüyemeden ölür, sırayı çok bozan olmuş besbelli. Hayatın uzatmalarını oynayanlar da yok değil mi… olmaz mı! Düşüncelerimi süzmek baya zamanımı alır oldu. Yaşlanıyoruz desene. Önceden dilime ne gelirse parmaklarımdan o dökülürdü. Şimdi aklımdan geçeni bile hizalayamıyorum. Alfabetik sıra neymiş kronolojik sırayla. Zaman kavramı değil biriken kelime silsilesi.
Besmele de çektik halbuki. Bir yerde yanlış yapıyorum farkındayım. Biliyorum. Ama engel olamıyorum. Insan bir insana bakıp sonunu görebilir, ben de görüyorum ama bildiğim filmi tekrara vuruyorum.
Beni bilen bilir. Kimi iyi kimi kötü. İçleri gibi. Lan kimseye bir zararım ziyanım da yok. Sadece iletişimsizim. Düşünmediğim anlamına da gelmiyor bu yani. Hayırsız deyin. Kendine dahi hayrı dokunmayan.
Bu ara zamanım çok kısıtlıymış gibi hissediyorum. Tüm hayatımı kısa kesitler halinde yazıp dahil olanları da etiketlemek. Eminim çok eğlenirsiniz. Hatırlanmış olmak insana hele de unutulduğunu sanana çok iyi gelir. Değerli hissettirir. Ben hayatıma giren hiçbir şeyden, yaşadıklarımdan, beni yoran, eskiten, kıran, eksilten hiçbir şeyden de şikayetçi değilim.  Olmadım olmayacağım. Ne yaparsanız yapın.
O kadar kendimden eminim ki size zararım olmamıştır, yardımım desteğim olmuştur. Siz gitmeyi seçmişinizdir. Ben de zaten gidene kal demem. Gücüm yok zaten buna. Ölüme de engel olamam.
Hayatım han gibi, giren belli değil giden belli değil. Tek gerçek kalıcı olmadıkları yatıya geldikleri. Yerim geniş. Yörem belli. Yolcu olmayı dileyen, geçip gitmeyi bilenin uğradığı durak ben. Han ben yolcu giden.
Aslına bakarsan dünya gibi. Giden gelmiyor acep nedendir Türküsü çalmam ben. Han sarhoş hancı sarhoş belki ama alan memnun satan memnun bu dünyada. Siyasette bana dokunmayan yılan bin yaşasın. Bizim dostlarımız denize düşen yılana sarılsın. Garip bir hayat yaşıyorum. Birçok tecrübe edindim şu hayatta. Asla yapmam demedim. Yapardım çünkü. Insanın başına şu hayatında yaşadığı müddetçe çok şey geliyormuş. Ölünce de geliyor da burada söylemeye dilim varmıyor. Birgün ömrüm olursa okursunuz zaten.
Ne kadar yanılttı bu hayat beni. Inanıp sevdiğim insanlar vardı, sanki yola çıktıklarımı yolda bulduklarımla değişmişim gibi. Cezasını çekiyorum müebbet belli ki. Sarılıp sevdiklerim ok gibi yabana atarken yay gibi elimde kalanlar kaçtıklarım oldu. O kaçtıklarım beni buldu. Sevdi, saydı, korudu. Neden göremiyoruz hakikati. Neden illa yaşamak lazım. Neden dost dost diye nice sîne sarılıyoruz. Aşık Veysel demiyor mu benim sadık yarim kara topraktır diye. Neden toprak gibi olamıyoruz? Bize gelen çiçek açmıyor. Suyumuz yok. Gelen de tohum olmuyor. Su olsak. Hep bir engel hep bi çaresizlik. Insan kendini ancak bu kadar özetleyebilir.
Geçen aklıma geldi tatmak bir eylemken tatlı dediğimiz şeyin adı nedir. Tuz bir maddedir. Ama tat bir madde değildir. Bak görüyor musun dilciler bile tatmaktan türetmiş tadı güzel şekerli olan şeye tatlı deyip. Tatlı diye bir şey yok bildiğim.
Tanrıya gelelim. Ablama dedim ki bu tanrı ne adaletsiz. Onu sevip yararlı hayırlı iş işleyenleri sevmiyor. Tüm kitaplarında adaletli olmamızı emrediyor ama kendi adaletsizlik ediyor. Hikaye tam olarak kime ait hatırlamıyorum bilen varsa aydınlatsın. Kendimden katıp hatırladığım kadarını anlatacağım. Güvenilirliği ile bilinen bir  hoca varmış, hocaya miraslarını paylaşamayan kardeşler gelmişler ve hocam biz aramızda ihtilafa düştük mirası adaletli bir şekilde bize paylaştır demişler. Hoca da kabul etmiş. Peki demiş size mirası kendi adaletimle mi Allahın adaleti ile mi paylaştırmamı istersiniz demiş. Hepsi hocam Allahın adaleti ile paylaştırın onun verdiğinden sual olmaz demişler. Hoca da kardeşlerin birine 1 altın birine 100 altın birine 30 altın birine 500 altın gibi paylaştırmış. Mirasçılar aman hocam biz sana geldik büyüktür, bilgedir, adaletlidir diye sen nasıl bir paylaştırma yaptın böyle demişler. Tabi fazla alan itiraz etmezken az alanlar isyan etmiş. Hoca da bre imansızlar sizler demediniz mi Allah’ın adaleti ile pay et diye. Ben de öyle yaptım demiş. Ben bilmiyor muyum hepinize eşit pay vermeyi.
Buradan da anlaşılacağı üzre Tanrı kullarına karşı adaletsizdir. Adaletli olsa herkes eşit şartlarda olurdu. Değil mi? Bir de öteki alem var he mi! Şimdi beni bu sözlerimden eleştirebilir iki din softası belki ama ben onlara Yesevi’den Ahir Zaman Şeyhlerini gönül rahatlığıyla armağan ederim. Dinimize inancımıza kimse dil uzatmasın. Incil’de Yuhanna da geçer “taşı en günahsız olanınız atsın.” diye. Şecere tutmuyoruz. Kendi kendimize dert yanıyoruz gecenin verdiği huzur ile düşüncemin verdiği huzursuzluk ahenk ile dans ederken zihnimde.
Bir arayış içindeyim. Kaybolmadan yolumu bulur muyum bilmem ama gitmezsem yol içimde büyür buna eminim.
Öyle bir yüzyılda öyle bir yorgunlukla yaşıyorum ki, yaşamamış olmayı yeğlerdim. Acım derin.
Korkunç kehanetlerin gölgesinde bunu da demeden geçmek istemedim. Salgın hastalıklar, depremler, cinayetler, ani ölümler, kadınlar, çocuklar, hayvanlar… vahşet derin. Tanrıdan gelen doğal afetler insandan gelen salgın hastalılar. Hayvan diye aşağıladığımız ama hayvanda görmediğimiz çiğlikleri insanın insana yapması. Yağmur yok, kar yok. Bedenler yorgun ruhlar ölmüş. Sosyal medya, fenomenler, erkeklerin kadın kadınların erkek olduğu küçük kıyametler. Maymuna mı dönmek dilerler. Birileri bir şeyler konuşur. Diziler adam avutur. Cinayet ve tecavüze özendirir sonra biz böyle değildik masalları… biz hep böyleydik ulan.! Okuyan adam torpilsiz işe giremiyor, rüşvetsiz iş yürümüyor. Siyaset ve din maskaralıkları sürme olmuş göze. Sakalını uzatan dine değil modernize. Bir şey değişmedi vesselam! Kimciysen, öyle muamele biz duymadık, görmedik böyle hile! Paradan sıfır atmak neye? Dolar olmuş 7 TeLe! Tok olan cümle cihanı tok sanır aç olan da alemde ekmek yok sanır. Millet aç değil. Millet aç kalmamak için borçlu. Hergün bir zam! Okuyana iş bulacak diye söz vermeyenler devlet salgında tabi ilk okulları kapatacak. Ne sandınız cahiller okumayaydınız.!
Şimdi kulluk sınıfına bile yakıştıramadığınız bu beni şucu bucu etmeden bitireyim sözlerimi. Dünya küçük, can tatlı, hayat kısa, yol uzun…
Içinde bulunduğum ruh halinin vermiş olduğu içsel bunalım ile hepinizi selamlıyorum. Kimse için değil kendiniz için yaşayın. Ununuzu elemiş eleğinizi asmış bulun hayatınızı. Ama diken üstünde gibi tedirgin, her an ölecekmiş gibi hazırlıklı, su akar yolunu bulur gibi sakin, bir delinin kalbi gibi mutlu yaşayın. Atınız külük, yolunuz açık, diliniz çevik, sözünüz doğru, göğünüz aydınlık, gönlünüz rahat olsun. Ebelerinizin dedelerinizin duaları üstünüzde, ana-babalarınızın sevgisi içinizde, sevdiceğinizin hayali gözünüzde olsun. Emanete hiyanet etmeyin. Kuyruğu hep dik tutmayın. Karşılıklı adam sevmeyin, iki yüzlü ile aşı katmayın. Gece gibi karanlıklarda yıldızlar kadar ak yoldaşlarınız olsun. Ülkünüz ne olursa olsun vatansızlık etmeyin. Geceniz esenlik dolsun! Sabahınız umut olsun.

02:07 /27.01.21 |fk

Leave a Reply