KARŞILAŞMA

GENEL

Bazen insan durup dururken dalar uzaklara. Sebepsiz ama. Öyle kimi, neyi, niçin düşündüğünü bilmeden. Sanki uzaklarda bir bekleyeni var, bir sevdiği darda, ya da sevmeye aç. Insanın bazen her şeyi tam olur hayatta. Rahat uyur. Kimse canını sıkmaz. Vicdanı daraltmaz. Iyidir işte. Dertsiz tasasız. Sanki böyle yaşanmazmış gibi sarması lazım başına belayı. Rahat batmıştır işin açığı.
Gün gelir, sabah olur. Kuşlar farklı öter o gün nedense… kimin şerefine açtıysa gül kokusunu salar aleme. Sanki evrende yalnızca kendi varmış gibi. Bunca zaman hissetmediği açlığı, yokluğu, yalnızlığı hissediverir birden. Bahar gibi. Ama mevsim yazdır. Hava cehennem gibi sıcakken sen üşürsün mütemadiyen.
O gün dünya sadece senin için dönüyor gibi tatlı tesadüfler, yılların biriktirdiği samimiyet ile üstüne üstüne gelir. Rüzgar ayrı eser, dağ ayrı güzel. Deniz çarşaf gibi, açık ve dalgasız. Güneş bile sana torpil geçer. Tesadüfen geçtiğin bir dükkanın önünden sevdiğin şarkı çalar. Insanlarda bir tebessüm. Evren sen mutlu ol diye yaratılmış dersin.
Seninle aynı duygulara sahip mi bilinmez… nereden, niye, kimden kaçtığı belirsiz biri daha yollarda. Senin kadar şanslı değil oralarda. Yol bilmez iz bilmez. Ürkek.
Iki farklı bedenin, ayrı acılarla yandığı, ayrı yerlerden kaçtığı ama birbirine çarptığı bir yol. Yol hiç bitmez. O yüzden kesişir yol. Bitmeyen yolda yolcu da çoktur hancı da.
Iki çift göz. Alev alev. Temmuz sıcağı mı desem Ağustos yangını mı? Birbirini bulsun diye evren kendindeki tüm güçle o gün mesai yapmıştır. O gözler birbirini bulduktan sonra zaten gerisi hikaye. Yazılmışsa bir kere.
Yazılanı yaşamaya devam ediyoruz ya! Devam edeceğiz sevmeye. Sevilmeye. Sevdirmeye. Issız Acun kimseye kalmaz biliriz. Kalan olmadı daha. Fani dünyada. Aşk kaldı sağ.
Tarihe dem vurmasam olmazdı ama. Alper Tunga da vurulmuştur bir Aybirgen’e. Mecnun bulmuştur Leyla’sını.
Yunus söylemiştir sözü. Allah iyi kuluna da böyle verir belayı. Kimine kara kimine tatlı. Aşk yalnız insana mı kaldı?
Bir bakış nasıl da durdurdu zamanı.? Tanrının yaşadığı zamanda söz de zamanı aştı. O söz ki sevdadır. Asırlar boyu çağlar. Su bile kurur zamanla, buz bile erir. Toprak kurur. Ot bitmez çöl olur. Rüzgar bile esmez. Yağmur zaten yağmaz. Ya da her yer tufan. Gemi bile oturacak bir kaya bulamaz. Ama söz, o söz zamanı aşar ve zamanı Tanrı yaşar.
Aşk olsun o Tanrıya! Sevmeyi yüksek voltta yükledi insan oğlunun kanına, demedi ki gariptir, fanidir, dayanır mı diye… ah ulan! Çarpılmakla sevmeyi neden aynı yerde kullandıklarını anladım.
Geç oldu ama güç de oldu valla ne yalan söyleyeyim!
Her canlı ölümünü içinde taşırmış. Bir ağaç mesela. Bir meyve. Meyvenin ağaçtan kabuklu bir çekirdeği. Bir sebze… yok çekirdeksiz bir canlı. Insan. Ana rahmi… ölümünü kendi içinde barındırması bu evreden sonra yani. Tohum toprağa kavuşmadan verir mi filiz? Anlayacağın önce sevmeliyiz.! Filiz için toprak da açar koynunu, yağmur da verir can suyunu, güneş ışığını esirgemez. Anlayacağın tüm evren sevmelere aç. Eli bol, gönlü bol. Sen yeter ki sevmeye gör.

Bir cevap yazın