SİNEKLERİN TANRISI

KİTAP

Dünya klasikleri arasında gösterilen “Sineklerin Tanrısı”, William Golding’in en önemli eserleri arasında gösteriliyor. Nobel edebiyat ödülü almasıyla ise tüm dünyada büyük üne kavuşan eser, ıssız ada yaşamını bambaşka bir yönden ele alıyor. Karakter analizlerine ve davranışlara odaklanan kitap, saf ve temiz çocukların bile aslında ne kadar vahşileşebileceklerini gözler önüne seriyor. Okuyucuları, davranışlar üzerinde düşünmeye iten bu kitapla siz de hayatta kalma mücadelesine giren çocukların derinden etkileyen hikayesiyle baş başa kalacaksınız.

Kitap, II. Dünya Savaşı’nda yaşanan nükleer atom bombası etkisinden korunmak için Britanyalı bir grup çocuğun, uçak ile taşınmasını konu alarak başlıyor. Söz konusu uçak varmak istediği noktaya gidemeden, ıssız bir adaya düşünce hayatta kalan çocukların yaşam mücadelesi başlamış oluyor.

Kitabın ana kahramanı Ralph, iyi niyetli ve temiz kalpli bir çocuk karakter olarak tanıtılır. Ralph’in yakın arkadaşları olarak göreceğimiz bir de Domuzcuk lakaplı şişman ve gözlüklü bir çocuk ile Simon vardır. Çocuklar ilk başlarda ebeveynlerinin baskısı olmadan rahat ve huzurla bu adada yaşayabileceklerine inansalar da zamanla işbirliği yapıp hayatta kalma mücadelesi vermeleri gerektiğini anlarlar. Domuzcuk oldukça zeki bir karakterdir ve Ralph’e pek çok konuda akıl verir. Bunlardan ilki, hayatta kalan diğer tüm çocukları bir araya toplama fikridir. Denizden çıkardıkları deniz kabuğunu öttürerek ise diğerlerine ulaşmayı başarırlar.

Çocuklar arasında bir de Jack karakteri göze çarpar. Adada liderliği ele geçirebilmek için pek çok kötülük yapmaya hazır olan bu çocuk ile Ralph’in arası hiçbir zaman düzelmeyecektir. Jack ve Ralph’in liderliğinde 2 gruba ayrılan çocuklar, birbirlerini sevemezler. Öyle ki Jack’in önderliğindeki çocuklar, adadaki 2 çocuğun ölümüne dahi göz yumar. Peki o 2 kişi kimdir? Ve çocuklar adadan kurtulabilecek midir?

ALINTILAR

“Belirli koşullar altında yetişkinler böyle davranabilir, ama altı ile on iki yaş arasında küçük çocuklar, uygar dünyanın baskısından uzaklaşınca, nasıl böylesine vahşileşebilir, kan dökecek kadar acımasız olabilir diye düşünen birçok kişi, küçüklerde bile bu kadar korkunç bir biçimde belirdiğine göre, Sineklerin Tanrısı’nda kötülüğün insan yaratılışında doğuştan var olduğu görüşünün savunulduğu kanısına varıp dehşete kapılmıştır. Okuyucuların duydukları bu dehşeti doğal saymalı; çünkü çocukların tertemiz birer melek oldukları konusunda, yanlış olduğu kadar da yaygın bir inanç vardır. Oysa kendi çocukluğuna ve yakından tanıdığı çocuklara duygusallıktan arınmış gerçekçi bir gözle bakabilenler, çocukların küçük birer melek değil, tıpkı yetişkinler gibi birer insan olduğunu bilirler. İnsanlarda ise, ister büyük ister küçük olsunlar, hem iyi hem de kötü içgüdüler vardır.”

“Birinden korkunca ondan nefret edersiniz ama boyuna da düşünüp durursunuz onu. Kendi kendinizi aldatırsınız; aslında kötü değildir dersiniz. Ama onu görünce, tıpkı nefes darlığına tutulmuş gibi olursunuz, soluk alamazsınız.”

“Cahilliklerini bilmenin utancı içindeydiler ve bilgisizliklerini nasıl açıklayacaklarını da bilemiyorlardı.”

“Toplumun dışına atıldığını anladı.
Aklım başımdaydı da ondan.”

“Simon, başını hafif kaldırmıştı. Gözlerini ayıramıyordu Sineklerin Tanrısı’ndan ve Sineklerin Tanrısı gözlerinin önünde boşlukta asılıydı. 
‘Ne yapıyorsun burada, tek başına? Korkmuyor musun benden?’
Simon titredi. 
“Sana yardım edecek kimse yok. Ben varım ancak. Bense, canavarım.
Simon, ağzını zorla kımıldattı; duyulabilecek bir söz söyledi:
Bir değneğe takılmış domuz başı…”

“Her şey iyiydi eskiden; güler yüzlü ve dostçaydı her şey.”

“Ne var ki av, artık bir saplantı olmuştur Jack’ta. Domuzları daha kolay kıstırabileceği bahanesiyle, yüzünü gözünü renkli toprakla boyar. Hem ilkel kabilelerin adamlarına benzemek, hem de kendi benliğini maskelemek için yapar bunu. Çünkü bu boya maskesinin ardına gizlenirse, şimdiye dek boyun eğdiği tüm yasaklardan kurtulup, daha kolay kan dökebileceğini bilir.”

“Hangisi daha iyi? Sizler gibi yüzü boyalı bir vahşi sürüsü olmak mı, yoksa Ralph gibi akıllı olmak mı?
Hangisi daha iyi? Kurallar yapıp anlaşmak mı, yoksa ava çıkıp öldürmek mi?”

“Elimde bu denizkabuğuyla ona gideceğim. Denizkabuğunu uzatacağım. Bak, diyeceğim, sen benden daha güçlüsün; benim gibi astımın da yok. Sen görebiliyorsun, diyeceğim; iki gözün de görebiliyor. Bana bir iyilik yap da, gözlüğümü geri ver demiyorum, diyeceğim. Sen güçlüsün diye efendice davranmanı da rica etmiyorum, diyeceğim. Doğru olan doğrudur. Doğruyu yapman için sana bunu söylüyorum diyeceğim. Gözlüğümü bana ver, gözlüğümü bana vermek zorundasın diyeceğim.”

“İnsanlarda ise, ister büyük ister küçük olsunlar, hem iyi hem de kötü içgüdüleri vardır. Anayla baba ve eğitim kurumları, çocuğu olumlu biçimde etkilemeye, iyiye yönelen içgüdülerini geliştirip kötüye yönelen içgüdülerini engellemeye çalışırlar. Uygarlığın amacı da budur aslında.”

“Jack domuzları daha kolay kıstırabileceği bahanesiyle, yüzünü gözünü renkli toprakla boyar. Hem ilkel kabilelerin adamlarına benzemek, hem de kendi benliğini maskelemek için yapar bunu. Çünkü bu boya maskesinin ardına gizlenirse, șimdiye dek boyun eğdiği tüm yasaklardan kurtulup, daha kolay kan dökebileceğini bilir.”

“Sanki iktidar, bilekleriyle dirsekleri arasındaki kabaran kaslarına yerleşmişti. Sanki otorite, küçük bir maymun gibi omuzuna tünemiş, kulağının dibinde geveze geveze konuşuyordu.”

“Oysa kendi çocukluğuna ve yakından tanıdığı çocuklara duygusallıktan arınmış gerçekçi bir gözle bakabilenler, çocukların küçük birer melek değil, tıpkı yetişkinler gibi birer insan olduğunu bilirler. İnsanlarda ise, ister büyük ister küçük olsunlar, hem iyi hem de kötü içgüdüler vardır.”

“İlk yapılması gereken şeyleri hemen yapmazsanız, gerektiği gibi davranmazsanız, gelip sizi kurtaracaklarını ummaya ne hakkınız var.”

“Esen meltemlerin, bağırıp çağırmaların, yüksek dağa yandan vuran güneş ışınlarının arasında dostluğun, birlikte bir serüveni yaşamanın, hoşnut olmanın, o gözle görülmeyen garip aydınlığı, o büyüleyici havası, bir kez daha sardı iki çocuğu da.”

William GOLDİNG

Kaynak:

  1. www.dr.com.tr

Bir cevap yazın