HİV VE GRİP AŞI STRATEJİLERİ

TED

Sizi neyin öldüreceğinden endişe eder misiniz? Kalp hastalığı, kanser, araba kazası? Pek çoğumuz kontrol edemeyeceğimiz savaş, terörizm, Haiti’deki trajik deprem gibi şeylerden endişe duyarız. Ama insanlığı gerçekten tehdit eden nedir? Bir kaç yıl önce, Prof. Vaclav Smil tarihi değiştirmeye yetecek büyüklükte ani felaketlerin olasılık hesabını yapmaya çalıştı. Bunlara “ağır öldürücü devamsızlıklar” adını verdi, yani bunların önümüzdeki 50 yıl içinde 100 milyon kişiyi öldürebileceğini düşündü. Yeni bir dünya savaşı olasılığını düşündü, büyük bir volkanik patlamanın, hatta bir asteroid’in dünyaya çarpabileceğini. Ama bütün bunların en tepesine olasılığı en yüksek ihtimal ile yerleştirdiği yani yaklaşık %100 ihtimal verdiği şiddetli bir grip salgınıydı. Siz grip için şunu düşünebilirsiniz; kötü bir soğuk algınlığı. Ama grip bir ölüm fermanı da olabilir. USA’da her sene 36.000 kişi mevsimsel gripten dolayı hayatını kaybediyor. Gelişen ülkelerde veriler çok daha tuhaf ama ölüm yüzdesi kesinlikle daha yüksek. Problem bu virüsün ara sıra çok çarpıcı bir şekilde mutasyona uğrayıp, aslında yeni bir virüs haline gelmesi. Böyle durumlarda pandemiler oluşuyor.

1918’de ortaya çıkan yeni bir virüs kontrolsüz bir yangın gibi yayılıp dünyada 50-100 milyon kişinin ölümüne neden oldu. Bazıları belirtilerin ortaya çıkmasından saatler sonra öldüler. Bugün güvende miyiz? Bu sene hepimizi korkutan öldürücü pandemiden sıyırmış gibi duruyoruz, ama bu tehlike her an tekrar kapımızı çalabilir. İyi haber ise tarihte şu an bilim, teknoloji globalleşmenin birbirine yaklaşıp daha önce eşi benzeri görülmemiş bir şekilde, bütün ölümlerin beşte biri ve dünyada emsalsiz acılara yol açan enfeksiyon hastalıklarının önlenebilmesi için beraber çalıştıkları bir süreç yaşamaktayız. Bunu başarabiliriz. Var olan aşılar ile zaten milyonlarca ölüme şu an dahi engel oluyoruz. Ve bunları insanlara daha da çok ulaştırabilirsek, daha çok yaşam kurtaracağız. Ama yeni veya daha iyi sıtma, TBC, HIV, pnömoni, diyare grip aşıları ile dünya üzerindeki zamanın başlangıcından beri var olan bütün bu acılara bir son da verebiliriz. 

İlk defa grip aşılarını nasıl yapacağımızı, bunları nasıl üretime sokacağımızı 1940’ların başında bulduk. Çok yavaş giden hantal bir işlemdi ve tavuk yumurtalarına bağımlıydı, milyonlarca canlı tavuk yumurtası. Virüsler sadece canlı şeylerin içinde yaşar ve grip için de tavuk yumurtalarının son derece yaralı olduğu ortaya çıkmış oldu. Suşların çoğu için yumurta başına bir veya iki doz kadar aşı elde ediliyordu. Çok şanslıyız ki, nefes kesici biomedikal gelişmeler devrinde yaşıyoruz. Yani bugün, bizler grip aşılarımızı… …hala tavuk yumurtaları… (kahkahalar) yüzlerce milyon tavuk yumurtası. Yani, neredeyse hiç bir şey değişmedi. Sistem, bilirsiniz, güvenilir bir sistem. Ama sorun şu ki bir suşun ne kadar iyi gelişeceğini tam olarak bilemiyoruz. Bu senenin domuz gribi suşu ilk üretimlerde çok az üredi, yani yumurta başına sadece 6 doz. Ve işte telaşlandıran bir düşünce. Şu vahşi kuş ya yeniden buralarda uçarsa? Yeni bir kuş suşunun kümes hayvanlarını etkilediğini ve aşılar için hiç yumurtamız kalmadığını düşünün. Yani, Dan Barber, eğer istiyorsan balık çiftliklerinde kullanmak için milyarlarca tavuk topu var, ve nereden alabileceğini biliyorum. Şu anda dünya 3 suşluk bir grip aşısından senede yaklaşık 350 milyon doz üretmeyi başarabiliyor. Ve bunu da yaklaşık 12 milyar doza çıkarabiliriz, özellikle domuz virüsü gibi tek bir çeşit suş için üretecek olursak… Ama bu düşünce fabrikalarımızın da tam gaz çalışması durumunda geçerli, çünkü 2004’de tek bir fabrikanın kontamine olmasıyla ABD miktarı yarı yarıya azalmıştı. Ve üretim İşlem de hala yarım seneden uzun sürüyor. 

Bir aşı vücudunuza spesifik bir saldırganı nasıl tanıyacağınız ve nötralize edeceğiniz konusunda eğitim verir. HIV vücudun mukoza bariyerini geçtikten sonra immun hücreleri etkileyerek çoğalmaya başlar. Saldırgan bağışıklık sisteminizin ilk askeri birliklerinin dikkatini çeker. Dentritik hücreler veya makrofajlar, virüsü ele geçirip, yüzeylerinde parçalarını teşhir eder. HIV aşısı ile oluşturulan bellek hücreler ön askeri birliklerde HIV olduğunu öğrendiklerinde aktive olurlar. Bu bellek hücreler hemen tam olarak gerekli olan silahları harekete geçirirler. Bellek B hücreler plazma hücrelerine dönüşür, ve üst üste spesifik antikorları salgılamaya başlarlar, bu antikorlar HIV’e yapışır ve öldürücü T hücre birlikleri HIV ile enfekte olmuş hücreleri arayıp imha ederken, yeni hücrelerin enfekte olması da engellenmiş olur. Virüs yenilir. Aşı olmadığında ise, bu cevapların oluşması bir haftadan uzun zaman alıyor. O zamana dek zaten HIV’e karşı verilen savaş çoktan kaybedilmiş oluyor. 

Daha da kötüsü, en sık görülen grip olan Influenza A insanlarla yakın ilişki içindeki hayvanları da enfekte ediyor ve bunlar bu belirli hayvan gruplarında yeniden birleşebiliyorlar. Ek olarak, vahşi su kuşları influenzanın bilinen bütün suşlarını taşıyorlar. Yani şöyle bir durum oluyor, 2003’de H5N1 virüsü vardı ve bu virüs kuşlardan insanlara atlayarak, bir kaç özel durumda mortalite oranı %70’e varan aşikar durumlara neden oldu. Şanslıydık ki bu özel virüs o dönemde çok korku yaratmış olsa da, insandan insana çok daha kolay bulaşmıyordu. Bu seneki H1N1 tehditi ise aslında insan-kuş-domuz karışımıydı ve Mexico’da ortaya çıktı. Çok kolay bulaşıyor olmasına rağmen şansımıza orta derecede güçlüydü. Yani bir açıdan şansımız gerçekten yaver gidiyor, ama her an tepemizden başka bir kuş uçabilir. 

Şimdi de HIV virüsüne bakalım. Grip virüsü kadar değişken ama grip virüsü HIV’e kıyasla Cebelitarık kayası gibi duruyor. AIDS’e sebep olan bu virüs bilim adamlarının şimdiye dek karşılaştıkları en düzenbaz patojen. Çılgın gibi mutasyona uğruyor. Bağışıklık sistemini aldatacak hileler yapıyor. Kendisi ile bizzat savaşacak olan hücrelere saldırıyor. Ve kendisini de çabucak genlerinize saklıyor. Bu slide’da grip virüsünün genetik bir çeşidine bakıyorsunuz ve bunu HIV ile kıyasladığınızda çok daha vahşi bir hedef görüyorsunuz. Bir dakika önceki videoda enfekte hücrelerden yayılan yeni virüs filoları gördünüz. Yeni enfekte olmuş birinde bu gemilerden milyonlarcasının olduğunu ve her birinin de bir parça daha farklı olduğunu düşünün Bunların hepsini tanıyacak ve bertaraf edecek bir silah bulabilmek işimizi çok daha zorlaştırıyor. 

Devamını videoda izleyebilirsiniz:

KAYNAK:

  1. www.ted.com

Bir cevap yazın